IV. İlke: İlk önce sev

“Bunu anlayamadım, Usta. Lütfen açıklar mısın?”

“Sevgiden bahsederken, duygusal sevgiden bahsetmiyoruz Markus; senin anlayacağın bahsettiğimiz şey sevgi duygusu değil, sevgi eylemi.

“Bu, insanlara nasıl davranacağımıza karar vermek ile ilgili bir şey. Hatta, bir insanın bunun hak edip etmediğine karar vermeden önce bile bu ilkeyi uygularız. İnsanlara şefkat ile yaklaşmaya karar verir ve onları yeterince tanımadan önce bile onlara saygı duyarız. Bu şefkati ve saygıyı göstermek için bunu kazanmalarını beklemeyiz. Bu sayede, aramızdaki ilişkinin daha hızlı kurulmasını sağlar ve zaman içinde otorite ile yönetmeyi başarabiliriz, ”

Markus bir süre düşündükten sonra, “İlkelerin her biri bir diğerinin üzerinde yükseliyor gibi görünüyor,” dedi

“Evet,” dedi Barnabas. “Her biri birinin üzerinde yükselerek sonunda çok önemli bir şey inşa edecekler. Bununla birlikte bu kuralları uygulamanın doğal olarak oluştuğunu düşünme. Çoğu zaman sana bu kuralların aksini uygulamak doğal gelecektir.

“İnsanları taktir etmeye ihtiyaç yokmuş gibi davranırız. Daha çok onların hatalarını görmek ve bu konuda konuşmak eğilimindeyizdir. Olumlu özelliklerine odaklanmak yerine olumsuz özelliklerine odaklanırız. Aynı zamanda güç kullanmayı otoritemizi geliştirmekten daha kolay buluruz.

“Tıpkı bu gün söylediğin gibi, insanlara bir şeyler vermeden önce saygımızı kazanmalarını bekleriz.”

Barnabas bir süre durakladıktan sonra konuşmayı sürdürdü. “Markus, bu ilkeleri uygulamak o kadar da kolay değildir. İlkeler zaman zaman bizim doğamıza ters düşerler. İlk olarak, tabletlerdeki ilkeleri kullanarak yönetmek konusunda kesin kararlılık göstermeliyiz. Ardından istikrarlı bir çaba göstererek ilkeleri her hafta. uygulamalı ve zamanla bir alışkanlık halini almalarını sağlamalısın. Yanında çalışanlara duyduğun saygı arttıkça, otorite ile yönetme becerin de gelişmeye başlayacak.”

Bu konuşmanın ardından iki adam, bir sonraki hafta buluşmak üzere gölgeli banktan ayrıldılar.

Share this: