Markus, otoritenin Değerini Öğreniyor

10.3- Markus, otoritenin Değerini Öğreniyor

  •  “Bir hafta sonra, kapımın çalındığını duydum ve şaşkınlıkla, yaralı, yaşlı dostumun karşımda durduğunu gördüm. En kaliteli ipekli kumaştan giysiler içindeydi ve kendisine develerden ve silahlı askerlerden oluşan bir mahiyet eşlik ediyordu.
  •  “Bir hafta sonra, kapımın çalındığını duydum ve şaşkınlıkla, yaralı, yaşlı dostumun karşımda durduğunu gördüm. En kaliteli ipekli kumaştan giysiler içindeydi ve kendisine develerden ve silahlı askerlerden oluşan bir mahiyet eşlik ediyordu.
  • ““Merhaba benim güçlü kurtarıcım,’ dedi.
  • “Halen karşımdaki zenginligi anlamakta zorlanarak, ‘Merhaba,’ dedim.
  • “Umarım seni rahatsız etmiyorumdur.”
  • “Hayır efendim. Lütfen içeriye buyurun.”
  • “Eski, kaba ahşap masamın başında oturduk. Misafirim, “Girit’ e doğru giderken kasabada durarak seni ziyaret etmek istedim,’ diyerek konuşmaya başladı. “İzninle, sana küçük ama paha biçilmez bir hediye vermek istiyorum.
  • “‘Efendim,’ dedim. ‘Bana vereceğiniz parayı hak ettiğime inanmıyorum ve böyle bir şey de beklemiyorum. Sağlığınızın yerinde olması benim için en büyük hediye.
  • “Misafirim, ‘Bunu söyleyeceğini biliyordum,’ dedi. ‘Senin karakterindeki bir insan kesinlikle böyle davranırdı. Lütfen devam etmeme izin ver; bunun üzerine ne yapacağına karar verirsin.’
  • “Onun için biraz şarap ve peynir çıkardım. Bunları yedikten sonra konuşmasını sürdürdü:
  • “Barnabas, ben, Akdeniz’deki en başarılı tüccarlardan bir tanesiyim. Başarılı olmamın nedenlerinden bir tanesi, insanların, kendilerinin ya da çevrelerindeki diğer insanların farkında olmadığı potansiyellerini görme becerisine sahip olmam. Seninle tanıştığım anda, senin başarılı bir lider olmak için her tür potansiyele sahip olduğunu anladım. Yalnızca bu yeteneğini geliştirmen gerekiyor. Sana vermek istediğim hediye para değil, bilgi.’
  • “Ardından çantasından küçük bir kutu çıkardı ve bana kutunun içindekileri gösterdi.

Share this: